Tıp daha da hasta etti, alternatif tıp iyileştirdi

Bu İçeriği Paylaş!

Eczacı Ömer Tola, verdiği belli bitkileri karıştırarak çay yapmamı, bir kısmını aç karnına, bir kısmını tok karnına içmemi, ballı bir karışımı aç karnına ve diğer ballı karışımı da tok karnına yememi önerdi-900 × 598‘Alternatif tıp, modern tıbbın tamamlayıcısı mı yoksa onun karşıtı mı?’ Bu soru, uzun süredir gündemde ve her daim de gündemde yer alacakmış gibi görünüyor. Bursa’dan Berna Gemalmaz’ın öyküsü, sıkça duyduğumuz ama gerçekliğinden emin olamadığımız alternatif tıp mucizesine dair efsanelerden birisi değil; tamamıyla gerçek ve eksiksiz biçimde yaşanmış.

Anlatan: Berna Gemalmaz

‘Her şey cildimde çıkan ve adına ‘Rose De Gilbert’ denilen bir hastalıkla başladı. Hayatımda, uzun ve yoğun stresli geçirdiğim bir dönem, hastalıklı bir dönemin de başı oldu. Küçük sivilcelere benzeyen, aşırı derece kaşıntılı yaracıklar vücudumda başladı. İlk yaptığım, dermatoloji uzmanına görünerek modern tıptan yardım almak oldu.

Dermatoloji doktorum ilk iş olarak, su, sabun ve kese yasağı koydu. Doktoruma göre, adrenalinin artmayacağı, sakin olmam gereken bir hastalık dönemiydi bu. Doktorun söylediği bir şey daha vardı ki, ben, bu söyleneni inatla yapmak istemiyordum. Çünkü psikiyatri uzmanına gidecek kadar hasta olduğumu kabul etmiyordum. Doktorumun bu yöndeki ısrarının sebebi; cilt hastalıklarının %80’inin stres ve sıkıntıdan kaynaklandığı ve tedavisinin, büyük oranda psikiyatrinin verdiği ilaçlarla olduğu gerçeğiydi. Ben ise, dermatoloji uzmanının psikiyatrik tedavi önerisini ısrarla reddettim ve kendisinin tedavi programını uygulamak istediğimi söyledim.

berna-gemalmaz-alternatif-tip1-600 × 408

Rose de Gilbert hastalığının birinci aşaması

Sivilceler hızla yayıldı
Bu gelgitlerle, yaklaşık bir ay geçti. Ancak bir ayın sonunda, cilt rahatsızlığım avuç içi ve ayakaltına kadar sıçrayınca paniğe kapıldım ve psikiyatrik tedaviye karşı olan direncimden vazgeçtim. Doktorumun tavsiyesine uyup psikiyatri uzmanına göründüm. Gerçekten de psikiyatri doktorunun verdiği ilaçlar hemen etkisini gösterdi ve ilaçları aldıktan iki gün sonra vücuduma yayılmaya başlayan bütün kabarcıklar söndü. Evet, hastalığım geriye gitmeye başlamıştı ve ben de bu durumdan çok memnundum. Sadece ilaçların etkisiyle çok uyumaktan ve hızlı bir biçimde kilo almaktan şikâyetçiydim.

İlaçları bir yılı aşkın bir zaman düzenli olarak kullandım. Şikâyetlerim, özellikle de kilo artışı beni olumsuz etkilemeye başlayınca doktorumdan habersiz olarak kendi tercihimle ilaçları bıraktım. Bu ilaçları ömür boyu kullanmam söz konusu bile değildi; bunu yapamazdım. Zaten şikâyet ettiğim yan etkiler dışında cilt rahatsızlığım geçmiş, sadece belirli bölgelerde silik izler kalmıştı. Bu arada cilt doktorumla da irtibatı kesmemiş ve hastalığın iyileşme evrelerini birlikte takip etmeyi sürdürmüştük.

Modern tıbbın iki farklı birimi ve onların çözüm önerileri arasında dolanıp durduğum bir yıllık süre içerisinde, başka tedavi

berna-gemalmazın-hastaligi-nuksetti-640 × 480

Rose de Gilbert hastalığının ikinci aşaması

seçeneklerini de araştırmaya devam ettim. Bu sayede, alternatif tıp ile ilgili farkındalığım arttı. Çevremde alternatif tıp seçeneklerini denemiş olan insanları çokça dinlemiş, başarı oranının yüksek olduğu vakalara şahit olmuştum. Medyadan da konuyu takip ediyordum.

Hastalık yeniden nüksetti
Psikiyatri doktorunun verdiği ilaçları bırakmamın üzerinden çok geçmeden hastalığım tekrar ortaya çıktı. Ne var ki, yan etkileri beni aşırı derecede mutsuz eden ilaçları kullanmak istemiyordum. Evet, modern tıbbı yok saymam mümkün değildi; ancak hastalığımın ilk zamanki kadar ağır olmayışı, erken teşhis konulmuş olması ve hastalığın ne olduğunu biliyor olmak, benim için hem risk hem de fırsattı. Hal böyle olunca, zihnimde şekillenen alternatif tıbbı denemek fikrini hayata geçirerek bendeki sonucu görmek istedim. Aslında ta baştan bu tedavi şeklinin beni tedavi edeceğine inanmıştım. Çünkü bilincim ve bilgi birikimim, bu inancımı destekliyordu; öyle de olmuştu. Hemen; duyduğum, kendisinden destek alınmış ve sonuca ulaşılmış alternatif tıp uzmanı Ömer Tola’yı aradım, durumumu anlattım. Isparta’nın Senirkent ilçesinde yaşamakta olan Tola’nın ilk sorduğu soru, ‘modern tıbba başvurup vurmadığım’ oldu. Çünkü teşhis onun için önemliydi. Olanları bir bir anlattım ve sonrasında o, hastalığımla ilgili tavsiyelerini ve ilaç niteliğindeki bitki ve bal karışımlarını verdi. Nasıl ve ne zaman kullanmam gerektiğini de yazdıktan sonra bana unutamayacağım bir söz ederek telefon görüşmesini bitirdi:

‘Lütfen olmadık şeyler yemeyin; paket gıdalardan, asitli içeceklerden, boyalı gıdalardan, katı yağlardan(zeytinyağı ve tereyağı hariç), kırmızı etten mümkün mertebe kaçının, hatta hiç yemeyin. Bütün bunlar insanı hasta ediyor, hastalıklar buradan geliyor, insanın kötü beslenmesiyle kanı kirleniyor karaciğeri bozuluyor sonrası da çorap söküğü gibi geliyor.’

Ömer Tola’nın tedavi programı
Asıl işi eczacılık olan alternatif tıp uzmanının dediği gibi beslenmeye başladım. Eczacı Ömer Tola, verdiği belli bitkileri karıştırarak çay yapmamı, bir kısmını aç karnına, bir kısmını tok karnına içmemi, ballı bir karışımı aç karnına ve diğer ballı karışımı da tok karnına yememi önerdi. Yine tedavi süresince patlıcan ve mercimek yemememi ve siyah çay ve kahve de içmememi tavsiye etti; bu gıdalar, ifrazat tutarmış yani vücudun atıkları atmasını önlermiş. Bununla beraber her insanın ömür boyu perhiz yapacağı şeylerle ilgili bir broşür gönderdi; o broşürde yukarıdaki perhiz listesinin yanında; saçların hiç beklemeden banyo sonrasında mutlaka kurutulması gerektiği, ayakların mutlak surette sıcak tutulması (çünkü tüm hastalıklar ayaktan alınıyormuş) gerektiği gibi öneriler vardı. Broşürde ayrıca, kuzu etinin yenebileceği, hatta keçi eti ve ürünlerinin makbul olduğu, eğer dana yenecekse de sadece bol baharatlı sucuk şeklinde o da çok aralıklı sürelerle yenmesi gerektiği, siyah ekmek yenmesinin tercih edildiği, un, tuz ve şekerden uzak durulması (beyaz olanlardan tabi) icap ettiği belirtiliyordu.

Gerçekten de ben hastalık öncesinde, torba torba abur-cubur alır, onları günlük tüketirdim. Siyah çayı ve tatlıyı çok tüketiyordum. Kendimde teşhis ettiğim bir şey vardı; o da siyah çayı içtikçe tatlı yeme ihtiyacım ve hatta genel olarak yeme ihtiyacım artıyordu. Bu tedavi sırasında hiç tatlı yemiyordum yani şeker tüketmiyordum, çünkü kan şekerim düzenli oluyordu; düşüp çıkmadığından vücut ta sinyal vermiyordu. Ayrıca bitki çayları tükettikçe siyah çayı unuttum, dolayısıyla kısmi zayıflama da görünüyordu. Bu tedaviyi uygular uygulamaz hemen cilt düzelmeye geçti, zira içtiğim ilaç niteliğindeki karışımlar psikiyatri ilaçlarının vazifesini de görüyordu. Sakin, mutlu, dinç ve dingindim.

Ömer Tola’nın önerdiklerini yapmadan önce halsiz ve cansız bir durumdaydım. Alternatif tıbbın yardımıyla tüm bunlardan ve hastalığımdan üç ay gibi kısa bir süre de kurtuldum. O günlerden bugünlere bana kar kalan, doğru beslenme şekli oldu. Yaklaşık yedi yıldır uyguladığım bu perhizin içinde sadece yukarıda bahsettiğim gıdalardan kaçınmak yok. Herkesin ömür boyu yapması gereken başka kuralları da istikrarlı bir şekilde uyguladım ve yaşam tarzı haline getirdim. Bunlar, ıslak saçla durmamak, ayakları mutlaka sıcak tutmak gibi aslında hepimizin bildiği ama bir şekilde uygulamayı ihmal ettiği basit kurallar…

Bu sürede modern tıbbın tedavisini uygulamadım.
Sayın Tola’nın tedavi programını ve perhizini uyguladığım dönemde, modern tıp adına dermatoloji ve psikiyatri uzmanlarının önerdiği ilaçları kullanmadım. Bu süre zarfında modern tıp ile olan tek ilgim, alternatif tedavinin etkilerini merak eden dermatoloji doktorumu arada sırada ziyaret etmek oldu, hepsi bu!’

Bu İçeriği Paylaş!

Facebook Yorum Bölümü

Yorum

2 Responses to Tıp daha da hasta etti, alternatif tıp iyileştirdi

  1. Hilal 8 Ocak 2014 at 08:50

    ayakta çapraz bağ kopuğu için bitkisel bir tedavi uygulanır mı? Yardımcı olur musunuz.

    Cevapla
  2. gultekin 26 Ocak 2014 at 19:54

    Çapraz bağ kopuğunu Hacamat ve sülük birlikte 4 seans haftada bir olmak üzere uygulanır

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

SOUL & MIND

Metrosfer Soul & Mind, e-dergi olarak okurlarıyla buluştu. MEDYADAM tarafından yayımlanan dergide, kişisel gelişim, astroloji, numeroloji, din, mistizm, psikoloji ve sosyoloji alanlarında makaleler yer alıyor; güncel konular, bu disiplinlerin bakış açısından ele alınıyor. Bu yönüyle dergi, Türkiye’nin ilk hem ruh hem düşünce dergisi olma iddiasını taşıyor.

Kişisel gelişim, astroloji ve psikoloji temalı METROSFER Soul & Mind dergisini ister e-dergi formatında ister yazıcıdan çıktı alarak okuyabilirsiniz.

Dergiyle ilgili daha detaylı bilgi edinmek ve yayını okumak için www.mEdyadam.org/mağaza adresini ziyaret edebilirsiniz.